Biz burda anılarımızı anlataduralım gitgide yazılarda makarasını yaptığımız " Anı Adamı Sunay Akın " kıvamına hızlıca yaklaşıyoruz, Sunay Akın ile dalga geçe geçe emprovize Sunay Akın kılıklı birine dönüştüm. " Hiç unutmam geçenlerde Trabzon tepelerinden yaylalara doğru çırılçıplak, bir peynirin peşinden koşuyorum " ile başlayan cümleler kuruyorum yolda yürürken, yeğenimin oyuncaklarını çalıp evimde saklıyorum, n'oluyor bana böyle? Durduk yere gaydaya ilgi sardım, eve aldım bir tane geceleri çalıyorum. Biraz çalıyorum sonra başlıyorum konuşmaya " Eskiden Eyüpde Oyuncakçılar vardı hatta bir keresinde... " derken burnumdan kan geliyor, bayılıyorum. Bir kalkıyorum sabaha karşı beş olmuş. Bir daha vuruyorum tele, dağa taşa solo atıyorum. Bir müddet daha çaldıktan sonra ağzımdan istemsiz romantik cümleler saçılıyor " Bir frigya çömleğiyim, toprağın üç parmak altında, eskimiş zamazingo gibiyim, bana uzak, Allah'a yakın ol... Bana uzak, Allah...