Ana içeriğe atla

Kayıtlar

AMA ARKADAŞLAR İYİDİR İDMAN YURDU F.C.

Biz burda anılarımızı anlataduralım gitgide yazılarda makarasını yaptığımız " Anı Adamı Sunay Akın " kıvamına hızlıca yaklaşıyoruz, Sunay Akın ile dalga geçe geçe emprovize Sunay Akın kılıklı birine dönüştüm. " Hiç unutmam geçenlerde Trabzon tepelerinden yaylalara doğru çırılçıplak, bir peynirin peşinden koşuyorum " ile başlayan cümleler kuruyorum yolda yürürken, yeğenimin oyuncaklarını çalıp evimde saklıyorum, n'oluyor bana böyle? Durduk yere gaydaya ilgi sardım, eve aldım bir tane geceleri çalıyorum. Biraz çalıyorum sonra başlıyorum konuşmaya " Eskiden Eyüpde Oyuncakçılar vardı hatta bir keresinde... " derken burnumdan kan geliyor, bayılıyorum. Bir kalkıyorum sabaha karşı beş olmuş. Bir daha vuruyorum tele, dağa taşa solo atıyorum. Bir müddet daha çaldıktan sonra ağzımdan istemsiz romantik cümleler saçılıyor " Bir frigya çömleğiyim, toprağın üç parmak altında, eskimiş zamazingo gibiyim, bana uzak, Allah'a yakın ol... Bana uzak, Allah...

ACI,KAN,TER VE PATATES : KALE ARKASI, BÖLÜM 4 "PATATES"

... 1800'lü yılların ortasına gelindiğinde İngiltere Feodal ve meşru bir yönetimin verdiği sancılarla ve günün bilindik merkant kaygılarıyla modern devlet olgusunu tam anlamıyla taşıyamazken futbol İrlanda'lı çingenelerin kurduğu panayırlar gibi ilgi görürken toplum yeni suni medyalaşma ve haberalma yetisinden dolayı içlerinden Jesse Jamesvari halk kahramanı üretip bunu bahçesinden çıkarak insanlara paylaştığında çoktan Sanayi Devrimi gelmiş ve insanları kazandıklarını harcamaya, harcadıkları ile kazanmaya yöneltmiş idi. Yani toplum "tarım toplumu" olmaktan çıkmış daha çok kazanabileceği liman ve büyük kentlere doğru hareket edince diğer sömürü ülkelerinden gelen göçmenlerle klasik bir iş havuzu oluşturmuşlardır. Bu bir ironidir aslında her iki toplumda göç ettiği için kimin göçmen kimin yerli olduğunu anlamak işçi alımları sırasında ortaya çıkmıştır. Ülkede kurulan yeni sanayi alanları işçi alımı için dışarıdan gelen kas gücüne öncelik tanıyıp kendi kırsalı...

JUST KICK IT AND RETORT

Geçen gün Dutchman ile netten görüşüyorum. Bu arada dikkat ettim de postlara giriş cümlesi "Dün Dutchman bana..","Dutchman ile görüşüyorum", "Dutch bana şöyle dedi..." tarzında gelişmeye ve ipe sapa gelmez bir ekol halini almaya başladı. Bu yüzden sizlerden özür diliyorum. Lakin futboldan pek anlamadığımız için ve bu blogda futbol blogu olduğu için sanırım yazcağımız yazıları bir şekilde futbola iliştirmek için Dutchman yazılarda bize giriş için bir mesnet görevi görüyor. Hoş, mukavemetli çocuk Dutchman. Porno sektörü ile ilgili bir yazı yazsak yine bu çocuğu kullanırım; "Geçenlerde Dutchman bana Rocco ...", bak yine. Neyse dediğim gibi geçenlerde görüşüyoruz bunla. Futboldaki şehir efsanelerinden bahsediyoruz. Derken ben penaltı atışı ile ilgili birkaç şehir efsanesi anlatıyorum. Bu bana " Yahu Geçenlerde Hıncal Uluç, penaltının İngiliz beyefendiliği sonucunda ortaya çıktığını söyledi " diyor. Hani bana kendisini otorite ...

ELMALARLA ARMUTLAR

Furkan arkadaşımız mail yollamış. Demiş ki; " Abi biliyorsundur, Türkiye'de üç takımın taraftar sayısı diğerlerine göre ezici üstünlükte. Ben bir kaç yerde okumuştum. İngiltere'de bu durum böyle değilmiş daha çok şehircilik anlayışı varmış. Bu konuda bilgin varsa benimle paylaşabilir misin? " Furkan kardeşimize şimdiki yazacaklarımın aynısını yazdım yolladım. Halihazırda hemen belirteyim; bu konu benim muhatabım yahut bilirkişi raporum değil, benimkisi sadece gözlem. Yoksa bu iş anketörlerin işi. Zati bunu yazacaktık, çünkü bir kaç ay önce hem bu blogda hem diğer bloglarda çeşitli anketlerde bazı arkadaşların " İstanbul takımlarını tutanlar bizim takımımızı tutsunlar " gibisinden -cümle tam böyle olmayabilir- birkaç kelam etmişlerdi ve spekülatif tartışmalar yaşanmıştı. Ama o an el, elin eşeğini türkü çığırarak arar sendromuna yakalanmamak için bu konuyu ertelemiştik. Şimdi arkadaşlar " İngiltere'de her şehir kendi takımını tut...

Büyük Çocuklara Masallar:

Bu sayfayı arama motorlarından bulan ya da ilk kez görüyor olan biri için geçerli olmayabilir de, hasbelkader bir süre önce bu sayfa ile tanışmış olan ve yine hasbelkader günde bir-iki dakika zaman ayırıp bizim heyecanımıza ortak olmuş ve olmakta olan futbol gönüllülerinin bu ismi bilmemesine şu günlerde imkan yok: Joe Jonese Ateşdağlı . Kendisi, bilindiği üzere Flying Dutcman Blog 'da bir süredir ekranlarımızı ve gönüllerimizi şenlendirmekte.Bizim de İngiliz Futbolu'na yönelik hassasiyetimizi bildiğinden güncel bir konuya ilişkin bir yazıyı bu sayfa için yazmak istediğini belirtti, biz de memnuniyetle kabul ettik. Masalda anlatılanların gerçeğe iz düşümü fazlasıyla güncel olsa da aşağıdaki satırlarda ister kralın, şövalyenin, surların, yabancıların yerine bir şeyler koyun; ister yalnızca bir masal olarak okuyun.Size kalmış.Anlamlandırmak isteyene ipin ucu sonda; çekin, devamı gelsin... ********* ****** Kuzeyde Bir Yer Masaldan daha çok anlatandadır...

NE GÜZEL ADAMSIN SEN MARTIN O'NEILL

Başlık biraz sarkastik olmadı, farkındayım. Zira " Ne güzel adamsın sen Jens Peter Jacobsen " olsa kallavi olurdu baya. Darwinci ve Flaubert adamları ayakta alkışlardı. Kısmet artık, olmadı. Bugüne değin o kadar yazdık bir kere olsun top hakkında yazmadık. Bu " Dur dur ona da sıra gelecek ehehe" minvalindeki düşüncelerimden değil top hakkında bilgimin oldukça sıradan ve hatta cahilliğe varacak analitik düşünce eksikliğinden kaynaklanıyor. Hatta yaşadığım ülkede oynanan topun analizlerini Türkiyedeki genç bir arkadaşın blogu ndan takip etmem başlı başına bir ironi oluşturabilir, ama öyle değil. Cahilim ben bu konuda, kabul. Martin O'neill kimdir, nedir bunu tartışmayacağım. Başında bulunduğu futbol klubü ve İngiliz futbol yapılanmasının içindeki "İrlandalılardan" bahsedip kaçacağım. Dostlar, daha önce de yazmıştım . Birmin'am Patriot mefhumu adanın gözlerden ırak ama bir o kadar futbolun dış etkenlerinin "içinde" oldu...

GİDİYORUZ!

Flying Dutchman Blog ekibinden Joe Jonese Ateşdağlı 'yı zannederim ki blog takip eden futbol sevdalısı kitle artık ziyadesiyle biliyordur. Kendisi, yarın akşam oynanacak Merseyside Derbisi nedeniyle başından geçen bir Merseyside deplasmanı anısını bizlerle paylaşmak istedi. Seve seve dedik. Kendisine teşekkür ediyor ve ekliyoruz; Biz o Everton Reisini bulduk, tahsilatı yapıyoruz Joe . Hesap numaranı mail atarsan, hemen ödemeyi gerçekleştirebiliriz :-) GİDİYORUZ ! King Santillana birkaç hafta önce "Geliyoruz" demişti esasında, "Gidiyoruz" kalmıştı. Belli ki futbolu izleyenler için naif bir tanımlama idi bu, yıllardır uzaktan rekabeti izleyip kırmızıları yahut mavileri tutmanın verdiği "maç sonucu" sevinci ile futbolun aslında fikstür yahut sadece futbol topu olmadığını tribünden izleyenler için evet, "Gidiyoruz" yarım kalmıştı. Usta bizim bir yarım vardı, n'oldu sahi ona? 91' yılının son günleri. Yatılı lisede okuyoruz o...